Çoğudur

Çoğu gün uzanıp kendi yanaklarımdan öpüyorum.

Reklamlar

Tebessüm

“- Niye bu kadar üzgünsün? Ofelya gibi dolanıyorsun. Düşüş halinde gibisin. Anlamıyorum.”


02.42

“Gerçek bizim evimiz. Orada duruyor.
Orada, onu görüyor, ona koşuyorsun. Çoğu zaman hızını alamayıp vursan da, bazen içinden geçtiğin de oluyor.
Gözün dönüyor ara sıra en tepesine çıkıyorsun, sonra o gözler kararıyor, dibine düşüyorsun.
Bazen sinsice dolanıyorsun etrafından, başladığın yere dönebilmek için ya da dönüyormuş gibi yapıp en uzağa kaçabilmek için.
Olmuyorsa, öyle kolay değilse gece uzun.
Can?
Üşüyorsan, dayan kapısına, içinde koca bir ateş yakıp …
Sonra mı?
İlk ışıkla uyanıp hırsız gibi gene kaçarsın!
Gerçek bizim sahnemiz, kapımız, perdemiz
Gerçek bizim, her gün soyduğumuz evimiz.
Evet ağır konuşuyor, ne var bunda?
Biz de yavaş anlıyoruz, zor anlıyoruz kim gülmeyi akıl edebildi ki buna da?
Hem dedim, çok evvel sana bir şey dedim:
– “Bir şey oldu ve kopup gitmesi beklenen şeyi biri kesip attı diyelim. Gerçek! Aynı gerçek! Bir farkla: Artık aranızda bir şey durmuyor.
Diye ekledim.”

Geçiyor

Gerçek, asıl anlamın faydasızlığı karşısında nasıl da hızlı kayboluyor.


Acıyor

Gerçek, nostaljiden beslenmeyi bıraktığında asıl anlamına nasıl da hızlı kavuşuyor!