Monthly Archives: Ağustos 2016

Teşekkür Ederim

“Bir şey oldu ve kopup gitmesi beklenen şeyi biri kesip attı diyelim. Gerçek! Aynı gerçek… Bir farkla: Artık aranızda bir şey durmuyor.”

 

 

Reklamlar

Duyma

Werther ile ortak bir misafiri ağırladığımız şu ara; her ikimizin de bir zaman önce işittiğimizi sandığımız bir ezgi kulaklarımızı kanatmak üzere.


İyi Ki Varlar

Sonra,

Dili tembih ve nasihatle coşmuş bir kalabalık çıkageldi. Ağır konuktu bunlar. Bunca zaman, pek azında aynı gün gitmişlerdi. İlkin kulaklarımdan çekiştirir ardından sağlı sollu bir temiz döver sonrasında dizlerine serip serin ederlerdi. Ola ki, ben yine kaldığım yerden başlamışsam saymaya: “11,12,13”den sonra beni bir o yana bir bu yana çeker, yukarı aşağı sarsar, baktılar olmadı çiğnerlerdi. Annem, “Ne vakit bir kurt kapmışsa seni,  buradalar.” derdi. Kolları göğsünde kilitli, nasıl uslanacağım uzaktan izlerdi.

Onlar varken beklemek; olup bitenin her türlü başka hale geçişlerine ve kalışlarına tahammül etmek zor şeydi. Hele bir de, şu henüz olmuş ama bitmemiş, gelmiş ama gitmemiş sanrılarım; onlar yatak döşek uykularındayken ‘biraz umut!’ dualarım bir duyulsa, bir bilinse şu kapının eşiğindeki hayalet, hiç tereddütsüz beni derin bir kazanda uzun uzun kaynatır, geriye ne kadar kaldımsa onu da kaşık kaşık içerlerdi. Onlara sorsan, tembihle terbiye olmayanın sonu ateşte pişmekti.

 

 


O

O, yola düşmez; gitmek dendiğinde aklına ondan bundan işittiğinden ziyadesi gelmez. Kendini en kestirme düzlüklerden geçirdiğinden olsa gerek, üzerine ne bir patikanın hırsı, ne tek bir diken batması, ne de tozun toprağın kokusu sinmez. Yüzünde ancak yola düşenlerin tanıyabileceği eski yaradan bir haber; sözlerinde ezber, karşısında halihazırdaki muhataplarına heves işler. Ah yazık oğlan… Varmış olma fikrine nail, elinde bir bayat kahveyle günlerini ipe dizer.

 

 


Yetmeyebilir

Bu dünyada doğru olmayanı yapmaktan kaçınmak da yetmeyebilir.