Monthly Archives: Mart 2016

İmha

“Kitleler”, otoritelerce birer sosyal denektir. “Yığınlar” ise bu otoritelerin tarih yazma biçimi. Çünkü yığınla ölmek, kitle gibi dinamik, faal ve edilgen bir kavramın yanında daima sınırlı ve kestirilebilir bir çapa sahiptir. Yığını tartabilir, dağınıklığını giderebilir, bir tabuta sığdırabilirsiniz fakat kitleler için mümkün olmayan bu son ile ancak sürekli bir gürültü eşliğinde deneye devam edersiniz.


“Çizgi Hikâye”

majör_haydar_01_webmajör_haydar_02_webmajör_haydar_03_web (1)majör_haydar_04_web“Kâh çıkarım gökyüzüne, seyrederim âlemi, kâh inerim yer yüzüne, seyreder âlem beni…”

 


Serçeleri Öldürdüm

Varlığım, adımın yetişkinlerin elinde kimi zaman bir avuntu kimi zaman bir koz görevi üstlendiğini yadsırdı. Kendimin, onların nazarında bir çocuk; hakikatte ise türlü pişmanlıklarla yaratılmış bir canavar olduğunu bilirdim.

Bu tip bir ikililik benim güzel kafesimin içinde daima ufak da olsa karanlık bir yan kalmasına fırsat verdi. Oysa ne kötülükten ne de iyilikten yana bir çocuktum. Bazı şeylerin sözcüksüz ve saydam bir şekilde kesinlik kazandığını öğrendiğimde, özgürlük gibi faydasız birçok kavramın içini de boşaltmam gerekti. Zira benim çocukluğumun en gözde heveslerinden biri, kümese sıkışmış yaban serçelerini seyretmekti.


Düşünce

Bir dikkat dağınıklığının sonsuz merhametle karşıladığı düşünce… Sen, fazlasıyla adil olduğunu düşündüğüm ilk fırsatta kendine dönmeye başladın. Kendi kendini emzirmenin olağanüstü sarhoşluğunun, kuvvetini üzerimde deniyor olmanın azmini ve haklı zarafetinin keyfini sürdün. Varlığının, şüphe ve endişemden yana ne kadar derin bir korkusu varsa da tüm bunların üstesinden ustaca geldin. Tesadüf ve tereddüdü hızla birer fırsata çevirdiğinde, sanrıların birer hakikatmişçesine ağırlaşmasını sağladın. Böylelikle giderek daha da büyük bir hakimiyet alanı olduğunun farkına vardın.  Kast ettiklerin arasına uykumu ve şu sık sık kanayan burnumu da katarsak;

Bir dikkat dağınıklığının sonsuz merhametle karşıladığı düşünce, sen …


Kısır

Şüpheyi eritme azmimin bir ürünü olan gerçekler, pekişen bir tekrardan başka bir şey olmadığında bilirim ki; henüz hiçbir itiraf, ahlakta hakiki bir değere sahip değildir.